Showing posts with label hayat. Show all posts
Showing posts with label hayat. Show all posts

1/26/2015

Yazmak hayatta kime iyi gelmemis ki?


Calistigim lisede ogrenci ogretmen liskilerinden , calisanlarin birbirleriyle olan iliskisindeki ozene ve profesyonellige hayret kismini hala gecemedim. Gecenlerde esim,hayret etmeyi birakip artik benim de ogrendiklerimi hayata gecirmem gerektigini soyluyordu.

Amerikan tarihi dersine giriyorum. Okula yeni ogrenmeye hevesli ogrenciler gibi heycanla gidebilmenin sukrunu verebilmeyi tam manasiyla becerebiliyormuyum emin  degilim.  Tarih hocasinin nasil oluyordu konunun ortasinda elini kaldirip soru soran cocuga soz hakki vermek icin her seferinde yuzune bir tebessum olusturabildigini  hayretlerle izliyorum. Biyoloji ogretmeninin sinifin ortasinda kendince guc savasina girdigini sanan 15 yasindaki ogrenciye, cevap vermeyerek asil gucun  susmakta oldugunu ogretiyor olmasina  sasirmaktan kendimi alikoyamiyorum.
Butun bunlarin disinda aldigim dersler var birde. Ikinci donem basladi bile masterda,bu 3. dersim. Farkliliga saygiyi ogrenerek basladigimiz derslerde,simdilerde farkliligin ne oldugunuda bilmenin tadina variyorum. Aslinda kendi kulturumu de egitim sistemini de disardan ilk defa elestiresel profesyonel bir gozle gorebilmenin degisik ama acimsi tadina da.Sonra kendimce ,kendime roller bicip dikiyorum.Ismimle mahfuz olan hayaller kurmaktan geri duramiyorum.


Gecen donem bir derste,hakkinizda bilmedigimiz ilginc birseyi sinifla paylasma oyunu vardi 5-10 dakikalik. Hakkimda soyliyecek hic ilginc birsey bulamanin kasveti yedi bitirdi beni. Galiba ilginc biri degilim diyerek,sozlerime basladim,ilginc olmayan bir kac sey mirildandim. Bu donemki derse de hoca,herbiriniz cok kuvvetli hobileri olmasi lazim sozleriyle basladi. School Counselor olmanin dugusal olarak cok agir bir yuku var dedi. Bazen duyduklarinizin agirligindan cok yoruldugunuzda, evinize onu tasimamak icin hobilerinize siginmaniz gerekicek dedi. Kendimizi tanitip, hobilerini saydi sinif arkadaslarim. Yemek pisirmek diyenler buyuk ilgi gordu. Halbuki yemek pisirmek bizde hobi degil gorev saydigimizdan onu soylemek icimden bile gelmedi.Sira bana gelince blog yazdigimdan bahsettim. Ilk baslarda yanlizliktan olmek uzere oldugumu hissetigim Utah’da 2006 yillarinda evde pisirdigim yemekleri resimleyerek basladigimdan,sonrasinda yazmanin bana iyi geldiginden. Cocuklarim buyudukce Amerika’da yasayip egitim sisteminin icinde olmaktan,cocuk buyuturken,calisirken  yasadigim kultur zenginliginden,kendimce kesfettigim guzelliklerden , farkliliklardan  bahsettigimi de yazinca dersin profoseru cok heycanlandi. Bu yaptigin cok basarli,gurur verici dedi. Master tezi olarak bile ilerletip kullanabilcegimi soyleyince,arabayi son hiz surup sevincle eve geldim. Yine yeniden bilmem kacinci defa Amerika’da  su koca okyonustaki kucucuk blogumu ve kendimi kesfedilmis hazine sanmanin hazziyla gulumsedim durdum..


*Universtede de bu donem hocamiz,esiyle yasadigi ciflikten %100 organic yapip getirdigi receller ve sicak ev ekmegi. Her hafta derse yeni tatlar geliyor..



1/14/2014

Babamsiz Hayat


Geçtiğimiz dönem üniversteden iki tane psikoloji dersi aldım.Almadan önce ve başlangıçta hatta dersin ortalarına yakın hep korktum. Her ne kadar ilgili olsam da sonuçta kimyacıydım, ve psikolojiye dair hiç akademik düzeyde eğitim almadım hele ki ingilizce!

Ama dersleri çok sevdim,konuları okurken çok heycanlandım ve yine yeniden öğrenmenin mutluluğuna vardım.Ödevler,projeler çok ama çok zorladı ama hakkını vericek kadar da çok şey öğretti.
Bir tane ders için  ara donem projesi olarak “Reaction Paper” yazmamız gerekiyordu. Zaten bu ülkede yazmak bambaşka bir iş! Sayısal yada sözel bölümde okuduğuna bakılmaksızın herkesin makaleleri okuyup yorumlayarak,karşılaştırmalar yaparak yazması bekleniyor. Üniverstelerde hangi bölümü kazanırsan kazan “general courses” dedikleri ingilizce ve matematik belli seviyeye kadar herkesin alması gerekiyor.Bence çok başarılı bir sistem.Ben tabi sisteme ortasından girince ödevlerde çok zorlandım.Algılamakta zorlandım önce.Benim için bişeyin özeti yazmak ilköğretimde adı geçen bişeydi,ve özet yazmak  paragrafın başından,ortasından ve sonundan yazmaktan ibaretti.Lise ye geçince zaten tamamen test ve üniversite sınavlarına focus olduğumuz için “özet/yorumlama” gibi kavramların adı geçemedi.
Üniverstede kimya okudum.Tek aldığım Türkçe dersi 2 kredilik olan birinci senenin başında olan derste not bile verilmeyen ‘sadece geçti/kaldı ile yorumlanan öylesine bir derstı.Makale okumakmis hele ki birde bir seye kendi yorumunu yapmak hiiic bilmedigimiz seylerdir.Universte birinci siniftayken bilgisayar dersi hocasina bir yorum yaptigim icin herkesin icin de azarlanmisligim vardir!

Hoca ödevi verdiğinde önce reaction paper ne diye araştırdım,okudum.Hep bize yabancı kavramlar…Aynı konu hakkında farklı görüşleri olan makaleleri okuyorsun, sonra onları kıyaslayıp yorumluyorsun,sonra da kendi doğru bulduğun görüşünü söylüyorsun, görüşünü datayla yada okuduğun yerlerden aldığı bilgilerle destekliyorsun güçlendiriyorsun,sonra da tamamen yanlış ya da doğru olmayan kendi şahsi fikrini,yorumunu,hayatından örnekleri falan veriyorsun..

Benim konum, single mom dediğimiz “bekar/dul/boşanmış anneler”,o annelerde büyümüş çocuklar,babasızlığın bu çocuklarda ki etkileri, bu boşluğu kapaticak alternatifler ve çalışmalar gibi başlıklardan oluşuyordu..
Ödevin konusu belli olduktan sonra epey bunalımlı günler yaşadım.Hem yukarda anlattığım sisteme uzaklığımdan, hem de 11 yasındayken  babasını kaybetmiş;ve  büyümüş olmamla ilgili şeyleri deşmem gerektiğinden dolayı..Çünkü bizler- ben- bunları hiç düşünmeyiz,konuşmayız.Artısını ya da eksisini öğrenmek pek de istemeyiz. .

Yapçak bişey yoktu..Okudum,okudum yazdım,düzelttim,sildim ve yeniden yazdım…Yazdıkça keşfettim,yazdıkça rahatladım…Normalde yazıdiğim ödevleri son kez eşim kontrol eder,gramer hatalarına falan bakıp bana not ederdi yanlarına.Bu sefer cekindim; Amerikalı baska bir arkadaşıma gönderdim, o düzeltmelerini yaptı…

Ortabirinci sinif ogrencisiyken,oglen Emirgan'dan okul cikisi Istinye Devlet Hastanesi duraginda inip,babama ogle yemegini yedirirdim.Kemotopiden dolayi cok kusardi.Hemsireler  hem bana,hem babama bagirirdi etraf pislendi diye..Babam kusarken yerlere dokulmesin diye iki avucumu birlestirip,icine kusmasi icin ugrastigimi bugun gibi hatirlayabilirim..

Bazi aksamlar babami hastaneye goturmek benim vazifem olurdu.Bir taksiye biner ta Yenikoy'den Cerrahpasaya giderdik kemoterapi icin.O zamanlar fakultede ogrenci olan buyuk ablamla bulusur,ben babami beklerdim salonda ,ablam ilaclarin ve hocalarin pesinde kosup dururdu...Bazen aglar,bazen hirslanir,kizar birilerine soylenirdi.Evin en guclu yapi tasi O oldugundan sanirim, O'nun bu halleri beni yikardi,gucumu takatimi bitirirdi..Sanki ablam dayanamazsa,hicbirimiz dayanamiycakmisiz gibi hissederdim. 

Bir aksam hastaneden ciktim,gece 11 falan, cok gec olmus..Minubus yok herhalde,evde yurusem 15 dakika uzaklikta..Istinye'den Yenikoy'e..Artik neyeydi hatirlamiyorum,aglaya aglaya gidiyorum eve.Arkama bir adam takildi,niyeti neydi bilmiyorum ama neyiniz var,nasil yardimci olayim diyor,ben adimlari hizlandirip gitmeye calisiyorum...Mahallenin taksi duragindan bir taksici gorup taniyor beni,duruyor,taksiye binip geliyorum eve..

Simdi bazen siradan sebeplerden dolayi cocuklar erken yatamadiginda;cocuklarlar erken yatmasi lazim ertesi gun okul var derken,komik buldugum oluyor kendimi bazen.

Bir aksam annem hasteneden gec gelmis,oyle yorgunmuski evin merdivenleri cikacak guc bulamamis eve geldiginde,gece merdivenlerde uyumus..

Sadece ben degil,annemin,ablamlarin,amcamlarin hepsinin anlaticak,yasadiklari seyler vardir. Ben 11 yasinda yasadiklarimla ancak 33 unde barisabildim yaptigim bir odev,yazdigim bir yaziyla..

I know my life would not necessarily have been better if my father had been present in the family. I want to believe that it would have been different, certainly, but not necessarily better. Believing this helps me to not blame my “fatherless childhood” when I face challenging issues in my life.

Sonra odevden tam puanla ve hocanın şu biraktigi yorumla teselli buldum;


Hulya, I like the way you reframe the impact of your father's death on your identity. Sometimes, developmental loss can strengthen our resolve as children. You learned in some ways to honor your father by accomplishing your goals and being an honorable human being.




1/10/2014

Hayatin sartlari..

Isteyerek olmadi bizimki,hayatin sartlarindan oldu...

Ilkokul 5. sinifa giderken evden 20 dakika uzakliktaki caddenin uzerindeki postaneye gidicem,cunku anadaolu sinavlari icin gerekli formu ve parayi postaneye yatirmam gerek.Postaneye gittigimde cebimde uzu sure kalmasindan dolayi kirismis formum var,postaci kabul etmiyor formu.Bu cok kirismis, olmaz!Asla ogretmenime gidip yenisini isteyemem,istesem de mumkun mu bilmiyorum bile.

Eve gidiyorum,utuyu ve utu masasini aciyorum,bir elbisenin altina formu koyup utuleyip acmaya calisiyorum..Ise yariyor.Yeniden postaneye gidiyor,harci yatiyorum.Sadece 10 yasindayim!Cebimde para,bu isleri kendi basima yapiyorum.Annem ne kirisan kagidi bilir,ne de utuledigimi.

Orta ucuncu sinifta okuyorum,yeni ayakkabi almam lazim.Yenikoy’den Besiktasa gidiyorum otobusle,kendi basima.Istanbulda yasayan bilir mesafeyi.Annem calisiyor…Parayi veriyor,istersem pazarlik yapabilcegimi soyluyor.Gidiyorum,yolun uzerindeki ilk magzadan ayagima olan garip bir ayakkabi seciyorum,keske olsada simdi resmi koyabilsem... Fis almazsam ne olur diye dilimin ucuyla soruyorum,soyluyor,tamam diyorum…

Her isimizi kendimiz yaparak buyuduk biz.Eskiden sikayetci miydim,uzuluyor muydum hatirlamiyorum,ama simdi oyle memnunum ki.Hayatin sartlari bizi kendinden emin,her isini kendi goren,baskalarinin hic bir sekilde yardimini beklemedigi gibi, olmayisini da sorgulamayan insanlar yapti.Her birimiz kendi gurbetimizde aglanip sizlanmadan buyuduk,cocuklarimizi buyuttuk.Her birimizin hayati motive kitaplarina ornek olucak hikayelerle renklendi.

Simdi Adil’de-ilkokul 3. sinifta- okuldan kendi yuruyerek geliyor,uyanip ac ise bizi beklemeden kendisine yiyecek birseyler hazirlayabiliyor,hafta sonlari evi supurmeyi,copu atmayi,camasirlari katlamayi yadirgamadan,sorgulamadan yapiyor..

Bunca sessizligin ustune,Aysenin kozasinda su yaziyi okuyunca geldi aklima bunlar…Nasil bir karakter lazim ise bize buyuyunce, bence sartlar- adi ailemiz de oluyor- bizi oyle buyutuyor. Ayse'ye de yazdim, o yuzden savasmadan kendimizle, oldugumuz halimizle barisip , kendimize ozel tarzimizla,sartlarimizla buyutucez cocuklari..



8/29/2013

Zenginligim

Bu blog benim degisik bir dunyam.Bazen cok mutlu oldugumda kosup anlattigim,bazen bunlarda unutulmasin deyip not aldigim,bazen yanlizliga en guzel cozum,bazen de uzaklarda olmayi telaffi adina bir caba.Kimse begensin,duysun,gorsun kaygisi tasimayan,canim ne zaman isterse yazabildigim bir yer.Dile kolay 2006'dan beri yazilan bir dunya..

Ramazandan sonra kosturmali hayatimiz devam ediyor.Herkes kendince en yogun,en zor zamanlari yasadigini sandigi bir ulkede kendi cekirdek dunyamizdan disariya dogru gidiyoruz bende-bizde.Adil 3.sinifa alismanin cabasinda,Azra yeni okula baslamanin heycaninda,Omer kendini isinde daha da gelistirebilmenin gayretinde.

Gecen sene annem burdayken ondan aldigim cesaret ve elbette Omer'in buyuk destegi ile University of California San Diego dan almaya basladigim "College Counselor" sertifikasi   derslerindeki son durum soyle:son dersim onumuzdeki hafta bitiyor.Baslarken heycandan ne yapicagimi bilemedigim,nasil yapicam bunca odevi,nasil yazicam o kadar sayfa yazilari dedigim derslerde bitti!Hepsinden en yuksek notla gecerek bitti hemde.Baslayan bitiyor,baslamak en zoruydu Hulya tesellileriyle bitti.Simdi ogrendiklerimi uygulamak icin genelde dusuk gelirli ogrencilerin oldugu cevredeki bir okulda ise basladim.Gonullu basladim.Butun samimiyetimi gonlume koyarak basladim,ve hep oyle olabilmesi ve kalabilmesi duasiyla basladim.Bir tabir var burda "unserved" diye.Yeteri ilgiyi gorememis,desteklenen bir aile yapisindan gelemeyen,avantajlari olamayanlar icin kullanilan bir tabir.Eger ogrenci ailede ilk defa universteye basvurucaksa,dusuk gelirliyse onlarda bu gruba dahiller.Iste simdi muhattap oldugum kesim boyle bir kesim cogunlukla.Heycanliyim.Hatalar yapa yapa gidicem yollarda,epeyde sendeliycem.Yola cikmadan kabul ederek basladim.Kendimi oyle ikna ederek basladim,sonra mizildanmaya basladigimda bunlari hatirlayiyim diye baslangici hep taze tutmaya calisicagima dair kendime soz vererek basladim.

Para kazanabildigim isim ise Eylul ayinda basliyor.Cok ozledim is yerindeki arkadaslarimi,ogrencileri,sabahin korunde ise gitmeyi,ayin basinda az ama pek kiymetli maasimi almayi:)

Sonra,bu semestor burdaki universteden psikoloji dersleri almaya basladim.Yine her baslangicta oldugu gibi,nasil yapicam,nasil altindan kalkicam asamasindayim.Yapabildigimi gordugum zaman dilimi cok keyifli oluyor,yapabilme asamasi cok sancili.Esim tadini cikar her asamasinda diye salik veriyor.Dinlemek lazim.

Yazinca okuyunca insan kendini daha iyi taniyor.Gencken bir bitirme telasi ile girdigim universteden ne ogrendigim mechul.Simdilerde burdaki egitimin gerektigi sekilden dolayi da gercekten ogrenmenin zevkine variyorum.Insanin en buyuk zenginligi nedir desek ,binlerce sey siralayabiliriz.Benim-bizim- kucuk dunyamizdaki zenginligimiz her gecen gun ogrendiklerimiz...

3/08/2013

Adil ve Ben-2


Adil'in bahar dönemi için veli toplantısı vardı.15 dakikalık görüşme için işlerimizi haftalar öncesinden ayarladık eşimle.Annem de burda olduğundan çocuklara kim bakıcak diye telaş etmeden eşimle yürüyerek Adil'in okuluna gittik.

Adil'in gülerken yüzü parlayan neşeli  ve pek zeki öğretmeni bizi karşıladı.Artık okuduğum kitapların etkisi mi ne bilmiyorum,böyle giydiği kot pantolan,çizmeleri,üzerindeki hafis salas kazağı felan hepsi gözüme efsevi bir güzellik kattı :)

Anlatmaya başlayınca,şaşkınlıktan not almayı unuttum başlarda.Sanki Adil'i değil beni anlatıyor,böyle bir analiz uzmanına falan gitmişim bana beni anlatıyor..
*Adil genel olarak derslerinde bu dönem çok güzel bir ilerleme göstermiş.Matematiği ve okuması-daha doğrusu okuduğunu anlatabilip,yorumlaması- ilerlemiş.
Adil'in öğrenme şekli sosyalleşerek olduğu için bu dönem,okunan kitabı dinlemezse,konuşma kısmında aktif olamayacağını iyce farkettiğinden,çok dikkatli dinliyor ve aktif katılım gösteriyormuş.
Grup çalışmalarında başarılı.ve lider karakterli.İyi bir liderin nasıl olucağına dair kitaplar okuyabilirsiniz dedi.Aklıma ilk "president" geliyor dedi,ama başka örneklerde olabilir dedi.Mesela liderlikte de,gurup çalışmalarında da öğrenmesi gerekir ki;herkesin başka bir yolu olabilir dedi.Mesela dedi,onun gördüğü yolu,çözümü arkadaşları göremeyipte kaybedince ,çok zorlanıyor dedi.Öfkesine gayet hakim,ama sorunu nasıl çözüceğini öğretmemiz lazım dedi.(Bu kısımda tamamen kendimi gördüm.Şimdilerde Adil'le "who was Steve job"? kitabını okuyoruz.Kitap gayet kibar anlatsada nasıl başarılı olsada huysuzluğundan ve geçimsizliğinden bahsediyor Job'in.Bende kitabı okurken,bu noktaların üstünde durup,biraz verip veriştiriyorum Job'a:))
*Küçük yas grubu çocuklarına çok iyi davranıyor dedi.Mühetemlen evde kardeşi olduğundan da olabilir dedi.Bana da sorsalar Adil'in en çok hangi huyunu seviyorsun diye,abiliğini 1.sıraya koyarım.
*Mesela dedi,Adil sınavda 5 soruyu kaçırsa üzülmez,ama 5 arkadaşıyla arası bozulsa üzüntüsünden duramaz dedi:))Doğru!
*He motivated by people
*He likes challenging
*He create a game,and really good at it!
*Sorunlara sadece bir değil,bir kaç çözümle gelmesini isteyin dedi.Ben öğrencilere bir sorun olduğunda nasıl çözüm düşündüklerini soruyorum,ise yaramadığını söyleyince ,başka neler olabilir diye üsteliyorum dedi.

Genel olarak iyi güzel,dersleride iyi,arkadaşlarıyla da arası iyi,mutlu bir çocuk dedi.Son gösterdiği "gayret"ten dolayı ödüllendirin ve bunu açık açık ifade edin dedi.Fazlasıyla haketti dedi.
Sevindik,çıkarken yine kendimizi yiye yiye geldik eşimle.niye kızıyoruz,niye üstüne gidiyoruz diye....

Adil ve ben -1 icin buraya bakabilirsiniz

2/11/2013

Dünyanın Derdi,


Dünyanın dertleri herkese göre değişiyor.Bazısı evinin kirini pasını dert görüyor,temizliyince rahatlıyor,arınıyor.Bazısı evladını,bazısı evlatsızlığını ,bazısı parayı dert görüyor.Şu borçlardan bir kurtulsa aslında dünya çok da güzel olabilir diyor!Bazısı bir çocuğu olduğunda dünya başka bir hal alicak,bazısı ise evladının çarpım tablosunu aylarca ezberletebilmenin yolları peşinde koşturuyor,olunca herşey biticek sanıyor..Ama asıl acı olan,herkese göre en büyük dert kişinin kendisine ait!

Hafta sonu dinlediğim konferasta çok güzel notlar aldım.Üniversitede doktora yapan bir araştırma görevlisi öyle güzel izah etti ki çocuk eğitimiyle ilgili eksiklerimizi,tedavi yollarını tamam dedim,bunları yaparsam herşey yoluna girebilir aslında.

Yine cuma günü iş yerinde çalışma saatleri ve ödemeleri  ile ilgili bir sürü sıkıntı vericek şeyler oldu.Hafta sonu sıkıldım,hesapladım kitapladım,bunaldım.


Pazar gecesi hem konferasın yükü,hem para hesaplamaları mahvetti beni.Gece 2 de uyandım,döne döne uyuyamadım.Sabah 5'te iş için kalktım,üzerimde çılgınca bir ağırlık!

Sabah işe gittiğimde bir öğrendim,benim 4 yasındaki öğrencim hafta sonu vefaat etmiş.Üzülmek doğru kelime olamadı hislerime,böyle bir boşluk,manasızlık..




11/06/2012

Adil ve ben

Adil ve ben.Bir elmanin iki yarisi gibi degil,benden,bir elmadan kopmus parcasi ,ceyregi,kosesi gibiyiz.Hislerimiz,tepkilerimiz hep ayni cekirdekten geldigini belli ediyor.Benim butun zaaflarim,zayif yanlarim,guclu yanlarim hepsi o elmanin ceyreginde.Ceyrek haliyle ama.

Eskiden cokca dertlendigim bu durum icin simdilerde aslinda hepside  benim sucum degil,bazi seyler gercekten genetik diye teselli ediyorum kendimi..

Benim oglum buyudukce bana benzedi.Yuzu,gozu,eli,boyu,saci da benziyor,ama en cok huylari benziyor.Ve o yuzden onu en iyi ben anliyorum.Hemde cok iyi,hem de cok kalpten anliyorum.O yuzden hic bir asiriligina kizamiyorum.

Sabahlari hava aydinlanmadan kalkip cizgi film izlemesi,seker asirmasi,sokagi cilginca cok sevmesi gibi seyler benim cocuklugumda oldugu gibi,baskalarinin cocuklugunda da olmustur,Adil'de oluyor..Herkesin isine burnumu soktugum,olaylar beni rahatsiz ediyorsa mudahale edemeden duramadigim gibi,Adil'de 7 yasindaki halini yasiyor..

Hani ben bazen surda yaziyorum,kiziyorum kendime.Ama Adil'e kizamiyorum..Adil'in yuzu hic gulmeyen,nesesiz ogretmeni 1.siniftayken Adil'in sinifta ogretmen gibi davrandigini,herkesin her isi dogru yapabiliyor mu diye etrafta dolandigindan sikayet etmisti.Ben o zaman "e tabi bende oyleyim"diyemiycegimden "that used to my problem too"diye soylemistim ogretmenine..Adil'i ben anlayabilirdim,ama herkes degil elbet...





Ismi gibi oglum,kendi boyuna bakmadan adalet ister her yerde,sanarki adaleti sagliycak kendisi.Saglayamadigi yerde,uzulur,hemen aglar..Aglar ve hemen uyur.Uyuyunca gecer sanar..

Adil benim elbette daha iyi bir versiyonum.Ama sebebi benim daha iyi bir anne olmam degil,-keske annemin yarisi kadar bile olabilsem-muhtemelen evimizin-yuvamizin mi demeliydim?- daha sicak bir atmosfer olmasi.Belki benim bu konuda daha talihli,sansli olmam..


Biliyorum oglum,seni en iyi ben bilmiyorum,ve artik bana benzedigin icin de hicmi hic uzulmuyorum...
Benim bu  anlattiklarim senin guzelligini anlatmaya yetermi?Yetmez,sadece baslangic olur.Bu benim dogum gunu yazim olucakti,oldu da:)Iyki dogdum,dogdun..

10/31/2012

Sabah gunesi

Gecen haftalarin biriydi,sabah arkadasin evine gidiyordum,arabayi kullanirken kamerayi cekmek degildi niyetim,isiklarda ceker dediydim,yetismedi.
Sabah,yollar,serinlik,radyoda calan muzik,bu ani kaydedeyimde ilerde ihtiyac halinde kullanirim demistim,iyki demisim:)Verdigim sinyalin sesi,arada navigasyonun seside eslik ediyor muzige:)

10/20/2012

Bu benim icin mi Hulya?

Bu yaziyi okuyup,cok begenip,cok ihtiyacim oldugunu dusunup,ciktisini alip buzdolabinin ustune asmistim.Uzerinden bir iki ay gecti herhalde,ben ara ara bakiyordum yine.
Gecenlerde esim dedi;bunu ben okuyayim diye mi astin Hulya?Yooo dedim,senin bir suru acik penceren var,kendim icin astim.


10/17/2012

Stanford prison experiment

Gecenlerde arkadaslarla bir aradayken ,birisi bahsetti bu deneyden.Konusmanin basini yakalayamadim diye,sonra soru soramadim.Ama cok ilginc geldi.Eve gelip,arastirdim,bakin neymis;(yazi blog.milliyet'ten)

Bir deney; Stanford Hapishanesi (üniforma etkisi)

Bir deney; Stanford Hapishanesi (üniforma etkisi)

Stanford Hapishanesi deneyi "denetimsizgüç, güç değildir"  sözünün açık bir şekilde ortaya konulmuş halidir. Sosyal psikolojide daima ilgimi çeken ve sonuçları bakımından tarihe geçmiş olan bu deneyi sizinle paylaşmak istiyorum.
Deneyi uygulayan kişi sosyal psikolojide önemli bir yer edinmiş psikoloji profesörü PhilipZimbardo' dur. Stanford Hapishanesi deneyinde ölçüme tutulmak istenen konu; insanların elineüniformalar ve yahutta GÜÇ ve gücü uygulama yetkisi geçtiği zaman bu yetkinin onlar üzerindeki etkisidir. Nitekim deney beklenenden çok daha fazlasını vermiştir. Zimbardo'nun o dönemde bu deneyi uygulama nedenlerinden biri de normal insanların savaş esnasında asker ve yetkili kişiler haline geldiklerinde  nasıl birer "zalim" e dönüştüklerini incelemekti.
Deney için 1971' de Stanford Üniversitesi'nde bodrum katında hapishane ortamı oluşturulmuştur. Hapishane ortamı kameralarla izlenebilecektir. Zimbardo bu deney için 24 erkek lisans öğrencisi seçmiştir. Deneyde kullanılan deneklere bu deneyin bir hapishane deneyi olduğundan bahsedilmiştir ve deneye katılan denekler deney sonunda yüklü miktarda ücret alacaklardır. Deneyde deneklerin 12 tanesi gardiyan, diğer 12 tanesi suçlu mahkumlar olacaktır. Deney için Zimbardo 2 haftalık bir süreç belirlemiştir. Ancak deney 6 günün sonunda katılanlarda deneyimlenen duygusal travmalara bağlı olarak sonlandırılmıştır. Peki bu kadar kısa sürede sonuçlanmasına neden olacak duygusal travmalar nasıl gerçekleşti ?
Zimbardo deneyin gerçekçiliği yansıtması açısından her türlü olanağı değerlendirmiştir.Deney 9 mahkum ve 9 gardiyanla başlamıştır. Mahkum rolündeki denekler polislerle evlerinden suçlu gibi alınmıştır. Daha sonra suçlu bir mahkum hangi aşamalardan geçerse hepsinden geçmişlerdir. Polis merkezinde hepsinin parmak izleri alınmış, fotoğrafları çekilmiştir ve daha sonra hapishaneye gelen mahkumlar,çırılçıplak soyulmuş, temizlenmiş, mahkum kıyafetleri verilmiştir.
Gardiyanlar ise vardiya ile çalışacaklar ve evlerine gidebileceklerdi. Onlara da gardiyan üniformaları ve cop verilmiştir. Zimbardo gardiyanlarla özel bir görüşme yaparak hapishanede düzeni bozan davranışa kesinlikle izin vermemelerini belirtmiştir. Ancak düzeni nasıl sağlayacakları konusunda kesin bir direktif vermemiştir.Gardiyanlar mahkumlara karşı şiddet kullanmamaları konusunda da bilgilendirilmiştir.
Deneyin gerçekçiliğe uyum sağlaması konusunda yapılan bu çalışmalarda amaç mahkumların suçlu psikolojisine adapte olmalarıdır ;pasif,boyun eğen,emir alan gibi...Aynı zamanda gardiyanların da ellerinde gücü tutan güçlü,emir veren,yöneten psikolojisine girmelerini sağlamaktı. Böylece insanların otorite ve otoriteye itaat konusunda nereye kadar gidebileceklerini görmekti.
Deneyin etkileri daha ilk günden kendini göstermeye başladı. Mahkumlar ve özelliklede gardiyanlar rollerine hemen uyum gösterdiler. Mahkumlar hücrelerine yerleştirildi. Gardiyanlar onlara emir vermeye başladılar. Mahkumlardan emirlere karşı çıkanlar oldu. Gardiyanların otoritesini çok fazla ciddiye almadılar.Gardiyanlar gitgide sertleşmeye başladılar. Düzeni sağlamak gerektiği ve fiziksel ceza kulllanmamaları gerektiği için sözlü olarak mahkumlara oldukça fazla hakaret ettiler. Mahkumlar da onlara hakaret ettikçe bu sefer şiddet içermeyen fiziksel cezalara başvurdular. Tuvaletleri temizlettiler,yoklama alma süreçlerini, fiziksel egzersiz süreçlerini uzattılar.
Deneyin daha 2. gününde mahkumlar isyan çıkarmışlar,elbiselerini çıkarmış, yataklarını kaldırmışlardır.Bunun üzerine gardiyanlar oldukça fazla öfkeye kapılmışlardır.Düzeni sağlamak için yangın söndürücüyü kullanmışlardır.İsyan eden ve kontrol edilemeyen mahkumlardan biri Zimbardo'nun müdahalesiyle deneyden çıkarılmıştır. Deneyin 4. gününde mahkumlardan biri hezeyan geçirmiştir. Duygusal travma yaşayan ve kendi tabirince ağır koşullara dayanamayan mahkum hastaneye kaldırılmıştır. Gardiyanlar deneyin son günlerinde otoritelerini iyice kullanmaya başlamışlar,mahkumlara tuvalete gitme izni vermemişler,onları yerlerde yatırmışlar ve hafif şiddet gösterilerine başlamışlardır.Bununla beraber mahkumlar aralarında anlaşarak sürekli isyan çıkarmışlar,kaçmaya çalışmışlar ve duygusal travmalar yaşamaya başlamışlar deneyden çıkmak istemişlerdir. Zimbardo şiddetinde baş göstermesiyle beraber 6. gününde deneyi iptal etmek zorunda kalmıştır.Deneyin erken sonuçlandırılması mahkumları sevindirmiş,gardiyanları üzmüştür.
Zimbardo'nun deneyini günümüzde bir çok alana rahatlıkla görebiliriz. Bir çok normal insana otorite ve otoriteyi sağlayan üniforma ve yetki verildiğinde neler yapabileceği konusunda ne yazık ki bir sınır yok. Gerek savaşlarda,gerek siyasi politikalarda, gerek toplum huzurunu sağlamaya yönelik müdahalelerde "denetimsiz güç, güç değildir." En basit örneğini görmek isterseniz 2 çocukla oyun oynarken birine diğerinin üstü olarak bir rol verin ve olacakları izleyin...
Son olarak Zimbardo'nun Stanford Hapishanesi deneyini anlatan 2 tane güzel film var. Bunlardan biri 2001 Almanya yapımı "Das Experiment". Bir diğeri de Alman yapımından ABD'ye uyarlanan 2010 yapımı "The Experiment". İkisini de izlemenizi tavsiye ederim.
 Cok hosuma gitti,cok anlamli buldum.Etrafiniza bir bakin,guc verilipte o gucu iyi kullanmayan ne cok insan bulucaksiniz!Bunlarin asker,gardiyan olmasina da gerek yok,annenin cocugu uzerindeki guc'e,ogretmenin ogrencisi uzerindeki guce bakarak baslayabilirsiniz..

10/16/2012

İnsanlardan öylesi...

“İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a, sırf bir hesaba binaen, imanla küfrün arasında bir yerde ibadet eder. Şayet umduğu faydayı elde ederse onunla huzur bulup sevinir, eğer bir sıkıntı ve imtihana mâruz kalırsa yüzüstü dönüverir. Dünyayı da âhireti de kaybeder. İşte apaçık olan hüsran budur.” (Hac, 22/11) (12:15)

10/15/2012

Ayni kapinin onu



Anlaticak basari oykum olsun isterdim,sunu da yaptim,bunu da denedim olmadi,yilmadim,soyle de denedim,boylede.Sonunda oldu diye yazmayi...
Ama benimki bilmem son bilmem kac yildir hep ayni son..Ve isin tuhafi her olumsuzluktan sonra bu sefer vazgeciyorum denemeyi diyorum,ama vaz-dagecmiyorum.Yine bisey bulup,onunla ugrasip,yine ayni bildigimiz son oluyor..
Simdi buraya tasindiktan sonra,yeni yere tasinmanin verdigi tazecik,korpecik umutlarida getirdiydim,zahmet etmisim.Bir kac bisey,dene gor,oldu san sevin,olmadigini gor,biraz uzul,gecince yeni bisey bul,biseyleri gecince basardigini sanip,tamam bu sefer tamam de,sonra yine uzul,artik bu sefer son vazgeciyorum ,gercekten bu sefer vazgeciyorum de,ama vazgecememe..
Bugun sabah,bu sefer etraftan topladigim umutlarla yine gittim bir okula,Adil'i okuluna birakip,Azra'nin elinden tuta tuta,cevap:since you are non-resident you are not eligible....
Nolur,bari bu sefer gercekten vazgeceyim,ayni kapiyi tiklatmaktan vazgecip,hayirlisi diyeyim..

*Bu ne konusuyor diye dusunuyorsaniz,yillardir konusamadigimi konustugumdan pek karisik gelebilir.Bu sefer bari bu hislerim unutulmasin diye yazmaya karar verdim.

10/10/2012

Camouflage



Hindistan yapimi filimlerinden baska yazicak ne cok seyim var,kimsecikler bilmiyor su aralar..Sayfayi boyle guncelleyerek,hersey yolunda hayat devam ediyoru gostermeye calisiyorum ;)Yillardir yaptigim gibi,ustunu ortuyorum,acmiyorum,bazen cesaret edip bir iki kelime soylenecek olsam,illaki karsimdakinin esref vakti oluyor,susmak en iyi diyorum.Ne zaman biraz mizildancak olsam,mizildandigima binpisman oluyorum.Tahmin ediceginiz uzre,en kotu sozleri,en buyuk hakaretleri yine kendime yapiyorum(Bir dostum soylese boyle yillarca kusulcek cinsten seyler).En cok kendime dusmanlik ediyorum kisaca.Sonra geciyor,yerini hayatin kosusturmacasi,cocuklarin okulu,turkcesi,ingilizcesi,yazmasi,okumasi,aktivitesi falan aliyor da unutuluyor-unutulmus gibi yapiliyor-,sonra hayat bilzdigimiz uzre tam hiziyla devam ediyor...

Bu filimin fragmanini izledik,bayildik.Film bizim burda yeni vizyona girdi,firsat olursa sinemada olmazsa,DVD ye gecince izliycez.

Hindistanlilar konusurken hakkaten kafalarini boyle salliyarak konusuyorlar,acayip tatli geliyor bana.Yan komsumuz gecen aksam isten gelir gelmez,ustundeki kiyafetleriyle(doktordur kendileri) kapiyi caldi,cocuklar disarda oynarken kucuk ogluyu Azra'yi bisikletinden itmis,simdi eve geldim,buyuk oglum soyledi,Jay ozur diliycek Azra'dan dedi.Halbuki ben disardaydim,isteyerek yapmadi cocuk,hem de ozur de diledi,zahmet etmissiniz dedim.Azicik Jay'i sevdik,konustuk.Cocuklar iki dakikada biz kadinla konusurken kikirdadi,kudurdu.Tatli tatli konustuk,konusurken hep kafasini ayni fragmanin son sahnesindeki gibi salladi durdu:)Zor tuttum kendimi,kadini kucakliyip opucektim az kalsin:)

Bazen oyle uzaklik hissediyorum ki memleketime karsi,memleketimdeki insanlara karsi.Fiziksel uzakligin yaninda,bazen hissi olarak da hissediyorum.Hep degil bazen...Herseyden herkesten uzakta buyuyoruz ben dahil hepimiz,kimseyle  ne tatlisini ne de acisini bile yasamadan..Sonra Onlar da benden.Gittigimde herkesi buyumus,yaslanmis,ergen olmus,saclari dokulmus,beyazlamis,yokken yeni dogmus buldugumda,o senelerin kaybini hic telaffisi olmuyor gibi geliyor...

Simdi ben bu yaziyi yazarken,Adil ve Azra kapinin onunde Jay,Kayla$ ve digerleri oynuyor...Yazinin bir ondan bir bundan bahsetmeside Kamufulaj!Adil okulda ogrenmis anlatiyor bize de,hayvanlarin ormanda nasil kamufulaj yaparak kendilerini koruduklarini.Benimki de soylemeye korktuklarimi kamufule etmeye calismis hali bir nevi..

9/13/2012

Al iz vel..

Bu guzel Californianin en sevdigimiz yanlarindan biri,bir suru degisik milletten arkadasimizin olmasi oldu.Utah'da bir kac tane de olsa vardi,ama burda bir dolu !Asyali ve ozellikle hintliler var.Apartmanda da klasik oldugu uzre,alt komsum yasli beyaz Amerikali.Bonie 'e yasli diyenler utansin,Helen 91 yasinda!


Yan komsumuzun,Adil'le ayni okula giden bir yas buyuk oglu,ve Azra'yla yasit kucuk oglu hindistanli.Ozellikle ingilizce aksanlari cok hosuma gidiyor hintlilerin:)Ogleden sonra kapinin onunde hep birlikte oynuyorlar.


Annecafeninin su yazisini okudugumda gordum bu sarkiyi,sonra filmi izledim,hem agladim,hem guldum,hem utandim.Merak edenler,yotubedan filmi izlesinler..Disleksi ( öğrenme güçlüğü ) bir çocuğun yaşadığı sorunları anlatan film.Bum bum Bole butun ev ahalisinin en sevdigi sarkisi oldu!Filmin adi,Her Çocuk Özeldir - Yerdeki yıldızlar



Hint yapimi filimi ve muzikleri sevince birde bu filmin tavsiyesi uzerine,izledim.Fragmanini izleyince hic begenmesemde,aslinda filim sahaneymis!Onu da gulerek ve ah ederek izledim...All is vel!


7/23/2012

Hayat hep boyle,

Okudugum bloglarda anneler cocugundan,cokca da cocuklarindan bahsediyor.Hayatlarinin ne zor oldugundan,nasil kosturmaca ve telas oldugundan,yardimsiz  nasil zorlandiklarindan.Ben hepsinide buyuk keyifle okuyorum,ve anca onlari okudugum zaman farkediyorum benimde iki cocuk buyuttugumu,hemde yanlizlarin yanlizi oldugumu,cogu gunun telas icinde oldugunu,alisverisin pisirmenin ,yemenin herseyi yiyememenin ayri dert oldugunu,gurbette zaten oldugumuzu ama yinede yazilanlar kadar zorluk cekmedigimi,yada yasadiklarim fazla bile olsa boyle hissetmedigimi.neden mi?Bilmiyorum..
Ramazanin 2. aksami
Belki,zorluk hayatimizin bir parcasi olarak buyuduk ondan,belki gorunmeyen el,O rahmet biz farketmesekte hep uzerimizde oldugundan,olduguna emin oldugumuzdan,ama sonucta mutlaka oyle olmasi gerektiginden!

Hayat su bos evimizde bile yine yanliz ama pek tatli,pek huzurlu.Bu gunun insani cok dusunuyor,cok kafa yoruyor.Herseye bir sebep mana ariyor.Bazen-aslinda keske herzaman- rahat olmak,hayat hep boyle demek,su yasadigim an hakkimda en hayirli olan sekli demek en guzeli!

7/22/2012

Los Angelas yolculari..

Okudugum kitabin tavsiyesini yerine getiriyorum ve yaziyorum,defterime.Yazdikca daha net goruyor,yada boguldugum sIkIntilara disardan daha iyi bakiyorum.Hayat ne hizli geciyor,yazarken en cok onu farkediyorum.

Benim klasik haline gelen Ramazan yazilarim bu sene yok,cunku biz tasiniyoruz.Esimin okulu bittiginden,daha iyi bir pozisyon buldugundan Los Angelas'a tasiniyoruz.Esyalar paketlendi ve gitti,esim de gitti cuma sabahi.Biz cocuklarla evde Ramazan'a basladik.Mutfakta 2 kap+kacak,odalarda 2 parca kiyafet ve yer yatagindan olusan sakin halimizle Ramazan'i ne olursa olsun idrak etmek icin ugrasiyoruz.Ramazanin her haliyle mutluyuz ama.Kismet olursa biz de onumuzdeki cuma yolcuyuz,cuma iftarimizi LosAngelas ta acicaz.Sonrasinda yerlesme,alisma olucagindan bu Ramazan muhtemelen misafir agirlayamadigim bir Ramazan olarak gecicek.



Onun disinda ben bu persembeye kadar calismaya devam edicem.Kreste vedalasma zamani basladi,ogrenciler kartlar ve hediyeler getirmeye basladi.Bir suru is arkadasim nerdeyse hergun seni cok ozliycez diyor..Bende cok ozliycem,hem cocuklari hem arkadaslarimi.bu 6 aylik zaman diliminde,umuyorum cocuklara ilerde beni hatirladiklarinda yuzlerinde gulumse olusturucak anilar olusturmusumdur.Arkadaslarima da I'm from Turkey dediginde biri,bom bom bakmak yerine,benim de tanidigim caliskan iyi:) bir kiz vardi tanidigim diyebilirler..

Hayat bizim tahmin etigimizden daha hizli,ve aslinda dusundugumuzden daha az komplex!Sadece tevekkul etmeyi bilsek,hersey daha kolay gecicek.

Yeni yazilarima,bu sefer okyonus kokulari ekleyerek,yakinda yendien burdayiz:)


7/14/2012

Freedom Writers

Filmi 2 sene once izlmistim,asil olayim iki hafta once kutuphaneden oyalanmak icin kitap ararken kitabi bulmamla basladi.Freedom Writers Diary 1996 da Los Angelasta  lisede bir ingilizce ogretmeninin ve ogrencilerinin hayatlarindaki degisimini anlatiyor.Gercek hayat hikayeleri!Inanmayi,azmetmeyi,guvenmeyi anlatiyor.Farkliligin aslinda olmadigini,farkliliklardan cok ne cok ortak acilarimiz,mutluluklarimiz,zevklerimiz oldugunu anlatiyor.

Kitabi kreste cocuklarin uyku vaktinde aglaya aglaya okuyorum,muhtemelen ogretmen olamamanin verdigi huznude icine katip,aslinda kitaba agliyorum diyorum.Acaba ogretmen olsaydim,Erin Gruwel gibi mi olurdum diye hayal kurmadan yapamiyorum.


Filmini izlemeyenler gec olmadan izlesin,kitabi okumayanlar benim gibi 32sini beklemesin.Gunluk yazmayanlar ise,yada benim gibi bir yazip bir birakanlar Ms Gruwell'in dedigi gibi,herkesin kendine ait bir  hikayesi oldugunu,bu hikayeyi anlatmanin ne denli onemli oldugunu-kendinize dahi olsa bile- ogrenip bir an evvel harekete gecsin.

Benim aslinda kendime bile anlatamadigim hikayelerim var,simdi yazarken bile urktugum,deselemeye korktugum!Erin Gruwell'in sarti hergun yazmak,defter ve kalemi yakinlarinizda bir yerde tutun,ilham gelince yazin diyor ogrencilerine!

Olur mu,olur...





7/01/2012

Ihtiyac halinde,


Deme niçin bu böyle. Yerincedir o öyle. Bak sonunu seyreyle. Mevlâ görelim neyler.
Neylerse güzel eyler.
                                          İbrahim Hakkı Erzurumî 

3/19/2012

Yazmak Istedim...


Gunler gecti gitti,bir turlu yazamadim.Aslinda yogunluk hic birseye bahane degil elbette.Ama bir turlu toparlanamadim.Ise alisma devresi gecti,alistik sevdik sevildik..Onlardan bahsetmek istedim,yeni ogretmenler tanidigimi,dunyama yeni ve cok sey kattiklarini yazmak istedim.Daha bugun,cok zor ve yorucu bir gunden sonra,annesiyle eve gitmek istemeyen,kendini yere atan cocugun,kosup kosup tekrar sarilip ne cok sevdigini soylemesiyle gunun yorgunlugunu unutusumdan bahsetmek istedim.Cocuklara hava sogukken bahcede kos kos,yerinde durma diye bagiran ogretmenin,kosmayanlara ceza olarak bahcedeki piknik masasindan oturma cezasinin celiskilerini bile anlatmak istedim sonra.
4 yasindanki cocuklardan biri baska birinin esyasini gizlice cebine atiginda,ve onu farkettigimde,akli basinda obur  ogretmenin,butun bir hafta bundan konus,bunu anlat,eger bir hafta sonunda yeniden yaparsa bunu ailesiyle paylasalim,yoksa bu olayi ailesi buyuk olay yapip,kizin ustune gider,ve aslinda farkinda olmadigi seyi,negatif bir sekilde farkina varir,ve hep bunu kullanir diye dusunmenin ne denli az insanda oldugunu falanda yazmak istedim...gunler gecti gitti,yazamadim,ama yazicam bundan sonra..






Cocuklarin dogum gunleri gecti,Adil sinifindan herkesin not yazidgi guzel bir not defteri aldi hediye olarak:)Azra'nin dogum gunu sevgililer gunun altinda ezilip kaldi kreste.Adil bu yaz ograndigi satrancta turnuvalara katilip oduller almaya,cok iyi dereceler yapmaya basladi.Azra yeni arkadaslar edinip,yeni yaramazliklar ogrenmeye basladi.

ben yeni kitaplar okudum,yeni kitaplari sevicegini dusundugum arkadaslarimla paylastim,sonra da ne guclu kadinlar var diye konusup durdum.Arkadaslarimla simit-peynir partileri yapip,cilginca yiyip(Bu sefer simitci ben oldum:)),sonra rejim diyet icin uzun uzun dusunup,yaza kadar 10 kilo vermeye soz verdigimide anlatmak istedim,vakit gecti gitti yine..


Sonra Azra'yla anne kiz gidip ilk sac kesimini anlaticaktim,sonra cocuklarla gittigimiz bilim ve sanat muzesinin guzelliginden bahsedicektim,sonra calismam gereken sinavlarim oldugundan,hala hedeflerine ulasamamis olmanin verdigi yorgunluktan,bu yorgunluklari kendi kendime olusturdugumdan,sonra yine kendi kendime mizildandigimdan,bunun bir nevi genetik hastalik oldugundan,ama benimkinin genlerimdekilerden farkli olarak cok da pozitif sonuclanmadigindan bile bahsetmek istedim...

Bundan sonra az da olsa,yaziversem keske de,unutulup gidilmese bunca duygu,bunca guzellik,cogu zamanda bunca zahmet..

2/04/2012

Kucuk Fare

Bir pazar sabahi kahvaltiya misafirlerimiz var...Kahvalti bitti,misafirler ayriliyor.Asagi kattaki lavaboyu kullanmak icin giden misafirmiz,bir gelip bakin,burda ilginizi cekicek bir sey var diyor:)Bir bakiyoruz,minicik bir fare!!Hep duyuyordum fare hikayeleri,bizim evde yok diye de gururlaniyordum!

Misafirler gidiyor,Omer kosa kosa fare yapistiricisi almaya.Fare yapistiricisi geliyor,uzerine klasik salam ve peynir dogruyoruz.Farecik,oyle pervasiz ki biz salonda televizyon acik bangir bangir izlerken,merdivenlerden tirmaniyor!Ailcek kosuyoruz,tepeden bakiyoruz.Hic yik yok!Azra kosa kosa gidip salamlardan aliyor,asagiya firlatip atiyor:)hah diyorum,artik bu fare bizim evin hayvani oldu,Azra'da onu besliyor!Omer'e diyorum,supurgeyle kovalasak,vursak felan diye..Oyle savsak dolaniyor yani!Adil projeler uretiyor,soruyor,kapakli kutular getirip,icine kapatip aliriz falan diye uzun uzun anlatiyor.Hic bir yere cikamiyoruz,fareyi bekliyoruz...

Sonunda yapisiyor yapiskana,torbaya koyup,agzini bagliyip.hemen disari atiyoruz kendimizi!Cok uzaklardaki bir marketin cop kovasina birakcaz:)Alisverisi yapip,arabaya binip giderken,torbayi unuttugumuz aklimiza geliyor:)Fare bagajda yolumuza devam edip,uygun sessiz bir yerdeki copun icine birakip veda ediyoruz:)

Aksamlari cocuklar odalarinda yemek isteyince abur cuburlari,fare sizin odaya gelir diye tehdit ediyoruz:)Azra gecenlerde sabah kahvalti yaparken soruyor bana,Anne biz fareyi ne yaptik?diye:)
Sonraki gunlerde,ben bu farenin annesi babasi vardir diye,yapiskanlari birakmaya devam edip,uzerine kendim her eve girisimde yapisip,kuruntularimdan ve paranoyalarimdan kurtulmaya calisiyorum!Ama en cok da acaba bizim asagi katta ne ariyor farecik onu merak ediyorum?